VERGİ DANIŞMANI - ONLINE VERGİ DANIŞMANLIĞI
 
Arama:     
E-Posta : Şifre : Üye Ol
Şifremi Unuttum
VERGİ HUKUKU
Gelir Vergisi Kanunu
Kurumlar Vergisi Kanunu
Katma Değer Kanunu Vergisi
Vergi Usul Kanunu
Özel Tüketim Vergisi
Amme Alacakları Tah.Usulü.Hak.Kanun(6183)
Gider Vergileri Kanunu
Damga Vergisi Kanunu
Harçlar Kanunu
Motorlu Taşıtlar Vergisi
Yazar Kasa (3100 Sayılı Kanun)
Emlak Vergisi Kanunu Uygulamaları
Belediye Gelirleri Kanunu Uygulamaları
Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Uygulamaları
Genel
ULUSLARARASI VERGİLER
Şahıslarda Çifte Vergilendirmenin Önlenmes
Kurumlarda Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi
Yabancı Yatırımların Türkiye'de Vergi Karşısın
Yabancı Ülkelerdeki Türk Yatırımcıların Vergi Karş
VERGİ PLANLAMASI
İŞLETME PLANLAMASI
VERGİ AVANTAJLARI
ŞİRKET BİRLEŞMELERİ
VERGİ İHTİLAFLARI
İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK
YATIRIM HUKUKU
YABANCI SERMAYE
MUHASEBE UYGULAMA
DIŞ TİCARET HUKUKU
MEDENİ HUKUK
KAT MÜLKİYETİ
Kat Mülkiyeti
Apartman Site ve Yönetimi
BORÇLAR HUKUKU
TİCARET HUKUKU
SERMAYE PİYASASI
MARKA DEĞERLEMESİ
 E-Posta Ekle
E-Posta

 Anket
Sitemizin Danışmanlık Kalitesini Nasıl Buldunuz ?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü

TRANSFER FİYATLANDIRMASI HAKKINDA TESPİT VE ÖNERİLER

TRANSFER FİYATLANDIRMASI YOLUYLA ÖRTÜLÜ KAZANÇ DAĞITIMI UYGULAMASI HAKKINDAKİ HUKUKİ TESPİTLERİMİZ VE UYGULAMACILARA TAVSİYELERİMİZ

Özgür Biyan

Mali Hukuk Bilim Uzmanı

I. GİRİŞ

Dünya uygulamasındaki kökeni 1930’lu yıllara kadar geri giden işlemlere dayanan “transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı”, 01.01.2007 tarihinden bu yana geçerli olmak üzere Türk Vergi Sistemindeki yerini almıştır.

Bu çalışma son derece önemli ve detaylı bir konu olan transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı uygulamasının önemine binaen vergi mükelleflerine ve 3568 sayılı yasa kapsamındaki meslek mensuplarına bazı açılardan bilgi vermek ve önerilerde bulunmak amacıyla kaleme alınmıştır. Bunun yanında konu ile ilgili bir takım hukuki tespitlerimizde paylaşılacaktır.

II. TRANSFER FİYATLANDIRMASI NE DEMEKTİR?

Bir işletmenin gelir-gider veya kar paylaşımı açısından bağlantılı olduğu, aynı çıkar birliğine dâhil olan ana şirket ve bağlı şirketlerde ya da yönetimi ve denetimi açısından hâkim durumda olduğu şirketlerin, iştirak ve şubeleriyle, karşılıklı olarak mal ve hizmet sunumunda uygulanan fiyatlamaya transfer fiyatlama ya da transfer fiyatlandırması adı verilmektedir.

Transfer fiyatlaması bir vergi kaçırma olayının ifadesi değildir. Transfer fiyatlaması, bağlı şirketler (ilişkili kişiler) arasında gerçekleşen bir fiyatlama sistemidir ve bu şirketler ilişkili de olsa aralarındaki transferlerde uygulanacak fiyat tespitinin bir iktisadi gereklilik olduğu tartışmasızdır.

Konuyu vergi idarelerinin takibe almasına ve araştırmasına yol açan etken ise, bu sistemin yanıltıcı amaçlarla kullanılmasının müsait olmasından başka bir şey değildir. Şirketler arasındaki fiyatlar vergi kaçırma amacı ile değiştirilmesi halinde hükümetler önemli gelir kayıplarına uğrayacaklarından buna dair önlemler alırlar. Çünkü iktisadi ve ticari icaplara uymayan (emsal bedelden farklı) fiyatların iktisadi gereklilik dışında değiştirilmesi vergi kaçırmaktır, yani ülkelerin vergi yasalarının ihlalidir.

Nitekim KVK’nun 13. maddesinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı uygulamasının amacı “ilişkili kişilerle mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan gerçek kişi ve kurumların gelirlerinin tam ve doğru olarak beyan edilmesini sağlamak ve transfer fiyatlandırması yoluyla vergi matrahının aşındırılmasına engel olmak” şeklinde açıklanmıştır.

III. TRANSFER FİYATLANDIRMASI SÜRECİNDEKİ HUKUKİ AKSAKLIKLAR

Transfer fiyatlandırması uygulamasını, Türk Vergi Sistemi’nin uluslararasılaşması ve daha önceki uygulamaların yetersiz kalması noktasında çok önemli bir adım olarak görmek mümkündür. Bunu öncelikle ifade etmek gerekir. Ancak bu adım kanuni hükümden ibaret kalması neticesinde şu anki durumu ile yeterli değildir.

Uygulama 21.06.2006 tarihinde sisteme ilave edilmesine ve 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe girmesine rağmen, düzenlemeler ışığında Bakanlar Kurulu kendisine verilen yetkiyi bu yazının kaleme alındığı tarih itibariyle kullanmamıştır. Bu büyük bir eksiklik olmanın yanında vergi idaresinin hukuka ve mükelleflere karşı duyarsızlığının bir göstergesidir. Oysa kanaatimizce kanuni düzenlemeler yapılırken uygulamanın alt yapısının da hazır olması gerekirdi. Kanımızca idarenin neden olduğu bu boşluk ilerleyen yıllarda yapılacak olası vergi incelemelerinde mükellefler açısından önemli hukuki problemler yaratabilecek niteliktedir.

Diğer yandan Bakanlar Kurulu, KVK’nun 13/7 hükmüne göre transfer fiyatlandırması ile ilgili “usulleri” belirlemeye yetkili kılınmıştır. Usul Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Bir yasama veya idare işleminin hazırlanması, yapılması veya yürürlüğe konması sırasında uyulması gereken hükümler ve izlenecek yollar” olarak tanımlanmaktadır. Buradan anlaşılması gereken şudur: Bakanlar Kurulu kanunun emrettiği hükümler ve belirli sınırlar içinde düzenlemeye ilişkin açıklamalar yapar ve uygulamaya yön verir.

Ancak Bakanlar Kurulu Karar Taslağının 15. maddesinde “Peşin fiyatlandırma anlaşmasının kapsamına kurumlar vergisi mükellefleri girmektedir. Bu çerçevede, 01.01.2008 tarihinden itibaren Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'na kayıtlı mükelleflerin, 01.01.2009 tarihinden itibaren ise tüm kurumlar vergisi mükelleflerinin ilişkili kişilerle yaptıkları yurt dışı işlemlerine ilişkin olarak belirlenecek yöntem konusunda İdare'ye başvurmaları mümkündür” açıklamasına yer verilerek tüm mükelleflerin yararlanması gereken bir hakkı sınırlandırmakta ve kendisi hüküm koyarak önce sadece belirli bir kısım mükellefe, belirli bir tarihten sonra da kurumlar vergisi mükelleflerine haktan yararlanma imkânı vererek “hukuk yaratmakta”dır. Bu düzenleme hukukun genel ilke ve prensiplerine aykırı olduğu gibi Anayasa’nın 10 ve 73. maddeleri açısından da hatalıdır. Kanaatimiz bu şekilde düzenlemenin yürürlüğe girmesi durumunda yargının düzenlemeyi iptal edeceğidir.

Bakanlar Kurulu Karar taslağındaki bu sakıncalı durum yanında bir önemli hatalı işlem ise Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan ve 18.11.2007 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğ”dir. Tebliğ, Maliye Bakanlığına KVK’nun 13. maddesinde herhangi bir konuda düzenleme yapma yetkisi vermemiştir. Dolayısıyla Maliye Bakanlığı bu konuda ancak uygulamaya yön veren açıklayıcı bir tebliğ yayınlayabilir. Oysaki tebliğ incelendiğinde yukarıda ifade edilen peşin fiyatlandırma anlaşmalarından mükelleflerin yararlanma hakkı sınırlandırılmakta ve idare bu işlemle kanun koyucu yerine geçmektedir. Düşüncemize göre söz konusu tebliğin hukuken kabul edilmesi mümkün değildir.

Maliye Bakanlığı'nca yayımlanan genel tebliğde, açıkça mükellef hukuku düzenlenmiştir. Tebliğin esası içerisinde de tartışılacak konular olmakla birlikte, tebliğin bizzat kendisi, herhangi bir yetkiye dayanmamak suretiyle hukuka aykırı düşmüştür. Transfer Fiyatlandırması Genel Tebliği ile ya Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı kendisini Bakanlar Kurulunun yerine konmuştur ya da “Nasıl olsa bir gün Bakanlar Kurulu kararı çıkar” düşüncesi ile yani istim arkadan gelsin mantığı ile hareket edilmiştir[1]. 

Diğer yandan idare tebliğde gelir vergisi mükelleflerini ya unutmuştur ya da göz ardı etmiştir. Çünkü 5615 sayılı Kanunla GVK’nun 41. maddesine, Kurumlar Vergisi Kanununun 13. maddesinde yer bulan “Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı uygulamasına paralellik sağlamak amacıyla 5.bent ilave edilmiştir. GVK 41/5 hükmünün son cümlesinde “...maddede yer almayan hususlar bakımından, 5520 sayılı KVK’nun 13. maddesi hükümlerinin uygulanacağı” açık bir şekilde dile getirilmektedir. Diğer bir ifadeyle GVK kapsamında peşin fiyatlandırma anlaşmaları düzenlenmediğinden KVK’nun 13. maddesine gidileceği ortadadır. O zaman kurumlar vergisi kapsamında yapılan düzenlemelere gelir vergisi mükellefleri de dâhil edilmeliydi ya da ayrı bir GVK Genel Tebliği de KVK tebliği ile yürürlüğe girmeliydi düşüncesini savunmaktayız. Hatta bu açıdan gelir vergisi mükelleflerini daha belirsiz bir ortamın beklediğini söylemek zorundayız.

IV. UYGULAMACILARA TAVSİYELERİMİZ

Tüm bu sorunlara ve hukuki sakatlıklara rağmen mükelleflerin ve uygulamacı meslek mensuplarının (SM, SMMM, YMM) gözden kaçırmaması gerektiği bir gerçek vardır. O da transfer fiyatlandırması uygulamasının yürürlükte olduğu gerçeği ve Maliye’nin ilerleyen zamanlarda bunun hesabını soracağı riski ile karşılaşma olasılığıdır. O zaman yapılması gereken bir an önce kanuni düzenlemeler ışığında çalışmaları başlatmaktır.

Mükelleflere tavsiyelerimize geçmeden evvel şunu da ifade etmek istiyoruz. Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı esas olarak yurtdışı ilişkili şirketler ve aynı gruba sahip şirketleri hedef alsa da uygulamada bazı noktalarda problemlerin doğması büyük bir olasılıktır. Zira örneğin eş dostla yapılan alışverişlerde ekseriyetle farklı fiyat uygulanmaktadır. Ayrıca pazarlık usulünün yaygın olduğu da dikkate alındığında daha da farklı ve ayrıntılı değerlendirmelere gidilmesi gerektiği açıktır. Uygulamadaki gözlemlerimiz göstermektedir ki henüz konunun önemi ve kapsamı uygulamacılar tarafından fark edilmemiştir. Buna ek olarak Gelir İdaresi vergi inceleme birimlerinin yeterince hazır olduğunu söylemek de zordur. Ancak idarenin bu konuda hızlandırılmış bir hazırlık çalışması içinde olduğu da bilinmektedir.

Her ne kadar transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı yeni bir uygulama gibi görünse de Eski Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinde yer alan “örtülü kazanç” uygulamasından maddi içerik itibariyle yeni değildir. Yeni olan tek nokta, ilişkili kişiler arasında emsallere uygun fiyat belirleme yöntemlerinin pozitif hukuk metnine dâhil edilmiş olmasıdır. Bunlar, karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi ve yeniden satış fiyatı yöntemidir. Bu yöntemler, transfer fiyatlandırması standartlarının oluşmasında uluslararası sıfat ve konumu genel kabul gören OECD’nin önerdiği yöntemlerdir. Bu yöntemler ve örnekler için Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğine bakılmalıdır. Zaten düşüncemiz ilgili tebliğin mutlaka baştan sonra bir kez okunması ve uygulamada gerekli olacak olan önemli yerlerin altı çizilerek her zaman ulaşılabilir bir yerde tutulmasıdır.

Şimdi mükelleflere ve uygulamacılara önerilerimize geçmek istiyoruz.

1. İlişkili Kişileri Belirleyiniz.

Transfer fiyatlandırması uygulamasında önemli kriterlerden biri ilişkili kişilerin belirlenmesidir. Dolayısıyla firma ya da firmalarınızın bu kapsamda münasebette bulunduğu kişileri belirleyiniz. İlgili tebliğde gerekli açıklamaları okuyarak kimlerin ilişkili kişi kapsamında değerlendiğini tespit edebilirsiniz.

2. Emsal Bedele Ulaşmak İçin Yöntem Belirlenmesi

Mükellefler, ilişkili kişilerle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, işlemin mahiyetine en uygun olan yöntemi kullanarak tespit ederler. Emsallere uygun fiyata geleneksel işlem yöntemleri olarak adlandırılan karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi ve yeniden satış fiyatı yönteminden herhangi birisiyle ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak diğer yöntemleri kullanabilir. Bu durumda uygulama olanağı bulunan yöntemler işleme dayalı kâr yöntemleri olan kâr bölüşüm yöntemi ve işleme dayalı net kâr marjı yöntemidir. Söz konusu yöntemler ilişkili kişiler arasındaki işlemlerden doğan kârı esas almaktadır.

Mükelleflerin bu konuda yapması gerektiği ilk adım ilişkili kişilerle olan işlemlerinde kullandıkları fiyatların emsal bedel tespit yöntemlerinden birini kullanarak, kullanmaları gereken transfer fiyatına ulaşmalarıdır. Emsallere uygun fiyat veya bedele ulaşmak için öncelikle iç emsal kullanılacak, bu şekilde kullanılacak fiyat veya bedelin bulunmaması ya da güvenilir olmaması halinde dış emsal karşılaştırmada esas alınacaktır. Ancak hemen belirtelim ki dış emsal verilerine ulaşmak kolay olmayacaktır. Zira Türkiye’de dış emsal verilerine ulaşmayı mümkün kılan bir veri tabanı bulunmamaktadır.

3. Mal veya Hizmetlerin Karşılaştırılabilirlik Analizi

Emsal bedelin tespiti sırasında ilişkili kişiler arasındaki işlemlerle ilişkisiz kişiler arasındaki işlemlere “karşılaştırılabilirlik analizi”nin uygulanması gerekmektedir. Emsal bedel tespit edilirken mükellef ve uygulamacıların şu hususlara da dikkat etmesi şarttır. Buna göre;

- Mal ve hizmetlerin alım ya da satımında malların fiziksel özellikleri, kalite ve güvenilirliği, arz miktarı ve bulunabilirliği gibi özellikler; hizmetlerde hizmetin yapısı ve büyüklüğü gibi özellikler; gayri maddi varlıklarda ise işlemin biçimi (satış, lisans gibi), malın tipi (patent, marka, know-how gibi), garanti süresi ve kapsamı, malın kullanımından sağlanan faydalar gibi özellikler önem taşımaktadır. Dolayısıyla ilişkili kişilerle yapılan alım satım işlemlerine konu olan mal veya hizmetlerin niteliklerinin açık ve net bir şekilde, rakip firmalarla kıyaslama yapılarak ortaya konması gerekmektedir.

- İlişkili kişilerle yapılan alım satımlara konu olan malların işlevsel analizinin ortaya konulması da şarttır. Diğer deyişle ilişkili olmayan kişi ile ilişkili kişi arasındaki karşılaştırmanın sağlıklı yapılabilmesi için tarafların gerçekleştirdiği temel işlevlerin tanımlanması gerekmektedir. Kontrol altındaki ve kontrol dışı işlemleri gerçekleştiren kişilerin karşılaştırılmasında, ilişkisiz kişilerin üstlendiği işlevlerde belli maddi farklılıklar varsa, düzeltim yapılması zorunlu olacaktır. İlişkili kişiler arasındaki işlemlerde, tarafların üstlendikleri riskler koşulları etkiliyorsa, işlev analizinde bu risklerin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

- İlişkili kişiler ve ilişkili olmayan kişiler arasında karşılaştırma yapılırken pazar koşullarının aynı olması ya da fiyat üzerinde etkisi bulunan farklılıkların düzeltimlerle giderilebilir olması gerekmektedir. Karşılaştırma konusu olabilecek ekonomik koşullar arasında coğrafi konum, pazar hacmi, pazardaki rekabetin boyutu, alıcı ve satıcının pozisyonları, mal ve hizmetlerin benzerlerinin bulunabilirliği, bölgeler itibarıyla mal veya hizmet arz ya da talep düzeyi, pazarda devlet tarafından yapılan düzenlemeler, arazi, işçilik ve sermaye unsurlarını da içeren ürün maliyetleri, ulaşım masrafları, perakendeci ya da toptancı olma koşulları, işlem tarihi, zamanı ve benzerleri sayılabilir.

- İlişkili kişiler ve ilişkili olmayan kişiler arasında karşılaştırma yapılırken dikkate alınması gereken önemli hususlardan biri de iş stratejilerinin belirlenmesidir. Bu stratejiler arasında pazar payının arttırılması ve/veya korunması, yenileme ve yeni ürün geliştirilmesi, riskten kaçınma, portföy çeşitlendirmesi ve işin gündelik akışına ilişkin diğer faktörler sayılabilir. Söz konusu iş stratejilerinin kontrol altındaki ve kontrol dışı işlemlerin karşılaştırılabilirliğini belirlerken göz önüne alınması gerekmektedir. Örneğin; pazara girmeye veya pazar payını artırmaya çalışan şirket ile pazar payını korumaya çalışan şirketin izleyeceği stratejiler farklı olabilir. Dolayısıyla karşılaştırmada bu hususun da dikkate alınması gerekecektir.

4- İdare ile peşin fiyatlandırma anlaşması yapmaya gerek var mı?

Peşin fiyat sözleşmesi, vergi idaresi ile bağlı işletmeleri bulunan bir kurum arasındaki gönüllü müzakereler etrafında, kurumun dâhili fiyatlandırma planını oluşturacak ve böylelikle kurumun vergi yükümlülüğünü belirleyecek şekilde, belirli bir dönemde kontrollü işlemlerde uygulanacak fiyatlandırma yöntemi konusunda varılan bağlayıcılı bir ön anlaşmadır.

Ayrıca peşin fiyatlandırma anlaşmasına ilişkin başvuruda bulunan mükellef iki taraflı veya çok taraflı peşin fiyatlandırma anlaşması talep edebilir. İdarenin, iki taraflı ya da çok taraflı peşin fiyatlandırma anlaşmasına ilişkin talebi değerlendirmesi sonucu birden fazla ülkeyi ilgilendirdiğini tespit etmesi durumunda, ilgili ülke veya ülkelerle anlaşma/anlaşmalar bulunması şartıyla bu anlaşmalar çerçevesinde değerlendirme yapması mümkün bulunmaktadır.

Yer yer uzlaşma ve özelge ile benzeşse de kesin çizgilerle ayrıldıkları noktalara sahip peşin fiyat sözleşmeleri süreli anlaşmalardır. KVK’nda yer alan düzenlemeye göre azami süreleri üç yıldır. Anlaşmanın süre uzatma olanağı, koşulları yasada belirlenmemiştir.

Peşin fiyatlandırma anlaşmasına ilişkin sürecin her aşamasında, mükellef ile karşılıklı bilgi ve görüş alışverişinde bulunulur. Ayrıca, yapılan her anlaşma yalnızca ilgili mükellefe özgüdür ve bu mükellefi ilgilendirmektedir. Dolayısıyla, yapılan anlaşmaların başka mükellefler tarafından emsal olarak kullanılması veya yapılan işlemlere ilişkin bir kanıt olarak sunulması mümkün değildir.

Peşin fiyatlandırma anlaşmaları geleceğe yönelik olarak ayarlanması gereken kuralları önceden belirlediğinden ve vergi planlamasına olanak tanıdığından önemli bir konudur. Dolayısıyla Büyük Mükellefler Vergi Dairesine kayıtlı mükellefler başta olmak üzere tüm kurumlar vergisi mükelleflerinin bu konuda çalışma ve planlama yapmalarında fevkalade fayda bulunmaktadır.

5- İspat Edici Belgeleri Saklayınız

Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında en önemli yeniliklerden birisi de emsaline uygun fiyatın tespiti ile ilgili ispat mükellefiyetinin tamamen mükellefe bırakılması ve bu nedenle, emsaline uygun fiyat tespiti ile ilgili bilgi, belge ve hesaplamaların defter kayıtlarına esas belge derecesinde saklanması zorunluluğunun getirilmesidir.

Elbette ki bu düzenlemeyle hesaplama yöntem ve belgelerinin kanıtlayıcı belge olarak kabul edilmesi, mükellef için önemli bir durumdur. Zira bugüne kadar olan uygulamada, inceleme elemanları, mükellefin bu anlamda ibraz etmiş olduğu hiç bir bilgi ve hesaplamayı esas almaksızın sadece kendi hesaplamaları üzerinden hareket etmekte iken, bu düzenleme ile mükellef hesaplamaları da ciddi bir evrak mahiyeti kazanmaktadır.

Dolayısıyla emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, hesaplama tablo ve çizelgeleri ile belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması mükellefler açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla, yöntemin seçilme gerekçelerini açıklayan en önemli unsurlar bu hesaplama ve belgeler olduğundan, seçilen yöntem ve bu yöntemin uygulanmasına ilişkin bütün hesaplama ve işlemlere ait belgeler ayrıntılı olarak tutulmalı ve saklanmalıdır.

6- 2007 Kurumlar Vergisi Beyannamesi ile Verilecek Ekleri Unutmayınız

Kurumlar vergisi mükelleflerinin, ilişkili kişilerle bir hesap dönemi içinde yaptıkları mal veya hizmet alım ya da satım işlemleri ile ilgili olarak ilgili tebliğde ek olarak yer alan “TRANSFER FİYATLANDIRMASI, KONTROL EDİLEN YABANCI KURUM ve ÖRTÜLÜ SERMAYEYE İLİŞKİN FORM”u doldurmaları ve kurumlar vergisi beyannamesi ekinde, bağlı bulunulan vergi dairesine göndermeleri gerekmektedir.

Kurumlar vergisi mükellefleri bir hesap dönemi içinde ilişkili kişilerle yaptıkları yurt içi; gelir vergisi mükellefleri de bir takvim yılı içinde ilişkili kişilerle yaptıkları yurt içi ve yurt dışı işlemlere ilişkin olarak aşağıda yer alan bilgi ve belgeleri istenmesi durumunda İdare’ye veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz etmek durumundadırlar.

Söz konusu bilgi ve belgeler aşağıdaki gibidir:

-          Mükellefin faaliyetlerinin tanımı, organizasyon yapısı (merkez, şube) ve ortakları, sermaye yapısı, içinde bulunduğu sektör, ekonomik ve hukuki geçmişi hakkında özet bilgiler, ilişkili kişilerin tanımı (vergi kimlik numaraları, adresleri, telefon numaraları vb.) ve bu kişiler arasındaki mülkiyet ilişkilerine ilişkin bilgiler

-          Üstlenilen işlevleri, sahip olunan riskleri ve kullanılan varlıkları içeren tüm bilgiler,

-          İşlem konusu yıla ilişkin ürün fiyat listeleri,

-          İşlem konusu yıla ilişkin üretim maliyetleri,

-          İşlem konusu yıl içinde ilişkili ve ilişkisiz kişilerle yapılan işlemlerin miktarı ile fatura, dekont ve benzeri belgeler,

-          İşlem konusu yıl içinde ilişkili kişilerle yapılan tüm sözleşme örnekleri,

-          İlişkili kişilere ait özet mali tablolar,

-          İlişkili kişiler arasındaki işlemlere uygulanan şirket içi fiyatlandırma politikası,

-          İlişkili kişiler tarafından farklı muhasebe standartları ve yöntemleri kullanılıyor ise bunlara ilişkin bilgi,

-          Gayri maddi varlıkların mülkiyetine ve alınan veya ödenen gayri maddi hak bedellerine ilişkin bilgi,

-          Kullanılan transfer fiyatlandırması yönteminin seçilme nedeni ve uygulanmasına ilişkin bilgi ve belgeler (iç ve/veya dış emsaller, karşılaştırılabilirlik analizi),

-          Emsallere uygun fiyat ya da kâr marjının saptanmasında kullanılan hesaplamalar ve yapılan varsayımlara ilişkin ayrıntılı bilgiler,

-          Belli bir emsal fiyat aralığı tespit edilmişse, bu aralığın tespitinde kullanılan yöntem,

-          Emsal fiyatın tespit edilmesi için gerekli diğer belgeler.

İdare gerekli gördüğü takdirde mükelleften ilave bilgi ve belge talebinde bulunabilir. İlgili bilgi ve belgelerin yabancı dilde yazılmış olmaları halinde, bunların Türkçe çevirilerinin de ibraz edilmesi zorunludur.

V. SONUÇ

Çalışmanın ilgili bölümlerinde de belirtildiği üzere tüm hukuki eksikliklerine rağmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı uygulaması yürürlüktedir ve vergi mükelleflerinin bir an evvel alt yapı çalışmalarına önem vermeleri kendileri açısından büyük bir önem taşımaktadır. Konuya gerek teorik gerekse uygulama açısından ciddi adımlarla yaklaşmak ve çalışmalara başlamakta yarar vardır.



[1] A.Bumin Doğrusöz, “İlkeler ve Uygulama”, Referans Gazetesi, 26.11.2007.

 
 
Yazdır | Arkadaşıma Gönder | Yorum Ekle
Diğer Son 10 Başlık
SGK DAN 36 AYA VARAN TAKSİTLENDİRME İMKANI
SGK PRİM VE CEZALARIN HAKEDİŞLERDEN MAHSUP UYGULAMASI DEĞİŞTİ
18 NO'LU ÖTV GENEL TEBLİĞİ YAYINLANDI
11 NO'LU ÖTV SİRKÜLERİ YAYINLANDI
PİCK-UP TÜRÜ ARAÇLARDA ÖTV UYGULAMASI SİRKÜLERİ YAYINLANDI
GELİR VERGİSİ STOPAJI TEŞVİKİ UYGULAMA SÜRELERİ
ELEKTRONİK FATURA UYGULAMASI BAŞLADI
SGK AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNE İLİŞKİN USUL DEĞİŞTİ
KOBİLERDE YENİDEN YAPILANMA
50 SORU 50 CEVAPTA TRANSFER FİYATLANDIRMASI
Tüm Haberler

Tüm Yorumlar
Hiç Bir Yorum Bulunmuyor
 Güncel Haberler

 
Anasayfa
 
VERGİ DANIŞMANI© 2008 | Her Hakkı Saklıdır | Detaylı bilgi için: danisman@vergidanismani.com
Designed by Ideamc.com | Webpaketi.com